"DEVRİM" NEDEN DURDU

4.3.2007

“DEVRİM” NEDEN DURDU

************************************************************************************
Batı kafasıyla başlamıştık. Gayet de iyi olmuştu. Sonra

Doğu kafasıyla ikmal yapmayı unuttuk ve durdu Devrim...

                            Çürümesi ondan...

 Benim doğduğum yıl bir başka olmuş 29 Ekim kutlamaları...

Türkiye, 27 Mayıs'ın heye­can dalgası içindeymiş hâlâ ve "ihtilal" yönetimi, devrimi ölümsüzleştirebilmek için bir gövde gösterisi dü­şünmüş. Dünyaya meydan okuyacak bir proje peşine düşmüşler. "Türkler araba yapamaz" aşağılaması modaymış o günlerde...

"Ya­palım bir araba, cümle ale­me ibret olsun" demişler.

Hemen Eskişehir'e, demiryolları döküm atöl­yelerine sipariş verilmiş. "Bir araba yapın. 29 Ekim'e yetişsin" denmiş.

Adı; "Devrim" olacak­mış.

Ustalar kolları sıvamış, gece gündüz çalışmışlar. Vagon üretimi için tasarlanmış tezgâhlar de­ğiştirilmiş, tren yapan kalıplara araba dökülmüş ve Dev­rim, bayrama yetiştirilmiş.

Demiryolcular Devrim'i süsleyip püsleyip bir vagona yüklemiş, Ankara'ya getirmişler. Doğru Meclis'e çekip iftihar vesilesi olarak meydana yerleş­tirmişler. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel gelmeden son hazırlıkları ta­mamlamışlar, ancak tam benzinini koyarlarken "Cemal Aga" çıkagelmiş.

"Sürün de görelim şu Devrim na­sıl gidiyor" deyip ön koltuğa yerleş­miş.

Dönem ihtilal dönemi, "Sürün" diyen de ihtilalin lideri olunca kimse çıkıp "Benzini yok" demeye cesaret edememiş. "Nasıl olsa içindeki ben­zin Meclis içinde bir tur atmaya ye­ter" diye düşünmüşler. Yapımda çalı­şanlardan biri direksiyona geçmiş, Gürsel koltuğa kurulmuş, Devrim yü­rümeye başlamış.

Herkes pek keyiflenmiş.

Hele "Cemal Aga" eseriyle öylesine gururlanmış ki, hızını alamayıp "Devrim'in şanlı yolu"nu uzatmaya karar vermiş: "Bir de Ata'mıza gösterelim. Çek Anıtkabir'e" demiş.

"Gidemez, benzini yok" diyememiş zavallı şoför; yaradana sığınıp direksiyonu Tandoğan'a kırmış. Lâkin, Devrim'in pili orada bitmiş. 100 metre git­tikten sonra bir iki sallanıp, "hırs" diye durmuş yolun orta­sında.

Devrim'in kıymetli yolcu­su, şaşkın bakışlarla süzmüş "devrimin itici gücünü..."

"Benzin bitti" diye boy­nunu bükünce şoför, Cemal Aga basmış kalayı ve duru­mu şöyle özetlemiş:

"Batı kafasıyla otomobil yaparız, Doğu kafasıyla ik­mali unuturuz."

 

                                                 * * *

 Çok sevdiğim bu öyküyle ge­çenlerde bir kez daha karşılaştım.

Tarih Vakfı'nın düzenlediği "Liselilerin gözüyle Cumhuriyetimiz" başlıklı yerel tarih yarışmasına Eskişe­hir'den katılan üç genç kız, Funda Aydoğan, Satı İleri ve Derya Yüksel, Devrim'in peşine düşmüşler ve onu eski bir atölyenin izbe bir köşesinde terkedilmiş halde bul­muşlardı.

Türkiye'nin medar-ı iftiharı, ihtilalin gözbebeği Devrim bir kenarda sessizce çürüyordu. (Sahi, birileri Devrim'i oradan alıp bir müzeye kaldıramaz mı?)

Yarışmacılar Devrim'in mühendislerinden Hamdi Tahıllıoğlu'nu da bulmuş ve hikâyeyi bir kez de ona anlattırmışlardı. Bu harika öyküyle jüri özel ödülünü aldı­lar.

Yaşıtım olan Devrim'in o yürek burkan haline üzül­medim desem yalan olur.

Onun akıbetinde Cumhuriyet'in 75 yıllık mazisi giz­liydi sanki...

         Batı kafasıyla gayet düzgün başladığımız bir işin ik­malini beceremediğimizden ikmale kalmış ve koca pro­jeyi rafa kaldırmıştık.

Yolda kalan Devrim 75. yılında hâlâ ikmal bekliyor ve ne yazık ki, onu süslü sözler, renkli marşlar, gözalıcı reklamlarla yürütmek mümkün değil.

İkmal lazım ikmal... Anlamıyor musunuz?            

                                                                            Can DÜNDAR

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır
« Önceki - Sonraki »

Harun Aydın

DUYGUSAL, DOĞA TUTKUNU, İNSANLARI SEVEN, BİRAZ DOĞULU , BİRAZ BATILI, DOSTLUĞA ÖNEM VEREN, KENDİ DOĞRULARI OLAN,

Son Yazılarım

  • RSS
  • <%LinkTitle%>
  • Designed by In Obscuro